Güncelleştirme Nasıl Kapatılır? Edebiyatın Işığında Bir Düşünme Denemesi Bir edebiyatçı için kelimeler yalnızca iletişim aracı değil, birer dönüşüm ritüelidir. Her cümle, bir dünyayı açar; her anlatı, bir bilinç güncellemesidir. “Güncelleştirme nasıl kapatılır?” sorusu da bu bağlamda yalnızca bir teknolojik merak değildir. Bu soru, zamanın akışına, değişimin zorunluluğuna ve insanın kendini yenileme arzusuna dair derin bir edebi çağrışım taşır. Güncelleştirmeyi kapatmak, belki de hikâyeyi durdurmaktır. Ama hangi yazar, hikâyesinin sona ermesine gerçekten izin verir? Zamanın Güncellemesi: Proust’tan Bugüne Belleğin Döngüsü Marcel Proust, “Kayıp Zamanın İzinde” adlı eserinde belleği bir tür güncelleme mekanizması olarak görür. Her an, geçmişin yeniden yazılmasıdır. O halde…
8 YorumEtiket: de
Tarihin Işığında: “Güler Yüzlü” Nasıl Yazılır TDK ve Toplumsal Dönüşümün İzleri Bir tarihçi olarak geçmişi incelerken fark ettiğim şey şudur: İnsanlık tarihi, aslında yüz ifadeleri kadar anlamlıdır. Savaşlar, barışlar, devrimler, reformlar… Hepsi birer yüzdür — bazen öfke, bazen umut, bazen de güler yüz. TDK’ya göre doğru yazımı “güler yüzlü” şeklindedir; yani ayrı yazılır. Ancak bu basit yazım kuralının ardında, toplumların duygusal tarihini, kültürel kırılmalarını ve insanın anlam arayışını yansıtan derin bir sembolizm vardır. Bu yazıda, “Guleryuzlu nasil yazilir TDK?” sorusundan hareketle, güler yüzün tarihsel ve toplumsal dönüşümler içindeki anlamını inceleyeceğiz. — Güler Yüzlü: Dilin Tarihinde Bir İz Türkçe’nin tarihi, toplumun…
8 YorumWD-40 ile Kapı Yağlanır Mı? Antropolojik Bir Bakışla Araçlar, Ritüeller ve Toplumsal Kimlikler Kültür, insanlık tarihinin izlerini taşıyan bir kavramdır; dil, ritüeller, semboller ve teknolojiler, her bir toplumun kimliğini şekillendirir. İnsan, çevresiyle etkileşim kurarken, bu etkileşimlerin araçlarını da yaratır. Her bir aracın, her bir objenin, yalnızca işlevsel değil, sembolik bir anlamı da vardır. Bugün, sıkça karşılaştığımız ama belki de üzerinde fazla düşünmediğimiz bir konuda duracağız: WD-40 ile kapı yağılanır mı? Bu basit soruya antropolojik bir bakış açısıyla yaklaşarak, farklı kültürlerde bakım, tamir ve araçlar ile olan ilişkilerin nasıl şekillendiğini keşfedeceğiz. Belki de, kapı yağlamak gibi sıradan bir eylem, çok daha…
8 YorumGöz Nasıl Bir Organdır? Edebiyatın Bakışıyla Görmenin Anlamı Bir edebiyatçının gözünden bakıldığında, “Göz nasıl bir organdır?” sorusu biyolojik bir tanımdan çok daha fazlasını taşır. Çünkü göz, edebiyatta yalnızca gören değil, anlatan; yalnızca tanık değil, dönüştüren bir varlıktır. Kelimeler nasıl dünyayı anlamlandırmanın aracıdırsa, göz de o dünyanın ilk tanıklığıdır. Göz, anlatının başladığı yerdir; çünkü her hikâye bir bakışla başlar. Edebiyatın tarihi, gözle yazılmıştır — tanrısal bakıştan yazarın gözlemine, karakterin iç dünyasından okurun hayal gücüne kadar her satır bir görme biçiminin ürünüdür. Peki, o halde edebi açıdan göz nasıl bir organdır? Sadece ışığı mı yakalar, yoksa insan ruhunun yankılarını mı taşır? Göz…
8 YorumGerileme Dönemi Hangi Olayla Başlar? Felsefi Bir Bakış Felsefenin Derinliklerinde Gerilemenin İzleri Felsefe, insan düşüncesinin derinliklerine inerek, yaşadığı dünyayı anlamaya çalışan bir yolculuktur. Ancak bu yolculuk, her zaman ilerleme veya yükselme değil, bazen gerileme ve düşüş ile şekillenir. Gerileme, tıpkı bir nehrin akışının tersine gitmesi gibi, bir toplumun, bir bireyin ya da bir düşünce sisteminin kendi içindeki yapısal çöküşüne işaret eder. Peki, gerileme dönemi hangi olayla başlar? Bu soruya bir felsefi bakış açısıyla yaklaştığımızda, sadece tarihsel bir kırılma değil, aynı zamanda etik, epistemolojik ve ontolojik bir dönüşümün başlangıcını görmemiz mümkündür. Gerileme, sadece bir olayın sonucu değil, o olayın insanın ruhundaki…
8 Yorum