Sabah İzmir’i ve bir zarfın hikâyesi
İzmir’de sabahları güneş sokağa yayılır, kuşlar cıvıldar, insanlar kahvelerini alır… ve işte ben, 25 yaşında, kahvemi dökmeden evden çıkmayı başarabilmiş bir genç olarak posta kutuma yöneliyorum. Ve ne görüyorum? Kocaman kırmızı mühürlü bir zarf: “NOTERDEN İHTARNAME.”
İç sesim hemen devreye giriyor:
— Aman Tanrım, acaba kahve parasını mı geç ödedim? Yoksa o arkadaşımı 3 yıl önce unuttuğum doğum günü hatırlatma borcu mu geldi?
İçsel komedi başlıyor
Zarfı açarken elim titriyor. Sanki James Bond değil de İzmir sokaklarında kaybolmuş, elinde zarfla koşan bir karakterim. İçeride yazanlar ciddi ama ben bunu kafamda şöyle bir skeçe dönüştürdüm:
— “Selam! Seni dava ediyorum!”
— “Aaa… merhaba, nasılsınız? Çay ister misiniz?”
Evet, bu cümleler kadar komik ve saçma, ama benim iç dünyam tam da böyle karışık. Çünkü noterden ihtarname çekince ne olur? sorusunun cevabı aslında basit: biraz stres, biraz kaos, bolca iç monolog ve kahkaha… tabii dışarıya yansımayan.
Arkadaş grubuyla kriz anı
O akşam, arkadaşlarımla buluştum. İhtarnameden bahsetmeden duramadım:
— “Biliyor musunuz, bugün postada bana kırmızı bir zarf geldi. Noterden!”
Arkadaşım: “Vay canına, ne yaptın da?”
Ben: “Ne yaptım? Hiç, sadece hayatımı yaşıyorum ve faturaları bazen unuturum.”
Herkes güldü, ama ben içeriden panikliyim. Bu ikili ruh hâli, arkadaş ortamında bir mizah kaynağı olurken içimde küçük bir kara bulut gibi dolaşıyor.
Kendimle konuşmalar
Eve döndüğümde günlüğüme bakıyorum. İç sesim, dışımın eğlenceli haline ters düşüyor:
— “Şaka yapmayı bırak, bu ciddi bir durum!”
Ama ben de cevap veriyorum:
— “Sakin ol, önce durumu anlamaya çalış.”
Ve işte burada öğrendim: noterden ihtarname çekince ne olur? Önce panik oluyor, sonra araştırma başlıyor, en sonunda da bu hikâyeyi komik bir anıya dönüştürmek mümkün.
Ofisteki kahkaha ve gerçekler
Ertesi gün iş yerindeyim, patron “Nasılsın?” diye soruyor.
Ben: “İyi, biraz kırmızı zarf eksik ama idare ediyoruz.”
Patron: “Ne zarfı?”
Ben: “Yani, o… noterden ihtarname çekince ne olur sorusunu yaşayan bir gencin hikâyesi.”
Masamın üzerinde zarf duruyor, ben bilgisayar ekranına bakarken bir yandan da kahkahalarla gülünüyorum. İşte tam da bu ikili ruh hâli: ciddi bir durum, ama benim mizahi reflekslerim olayı absürt bir komediye çeviriyor.
Kısa diyaloglar ve tempoyu artırmak
Telefonum çalıyor, avukat arıyor:
— “Merhaba, ihtarnameyle ilgili konuşabilir miyiz?”
— “Tabii, ama öncelikle kahve içer misiniz?”
Avukat: “…Efendim?”
— “Şaka yapıyorum, ama ciddiyetimi kaybetmedim.”
İşte burada tempoyu artıran şey, içimdeki iki farklı karakterin çatışması. Bir yanda kaygılı genç, diğer yanda her durumu espriye çevirebilen mizah makinesi.
Sokakta yürürken düşünceler
Akşamüstü İzmir’in Alsancak sokaklarında yürürken kafamda sorular dönüyor: “Noterden ihtarname çekince ne olur?” İnsanlar bana bakıyor, ben gülümsüyorum ama içeriden düşüncelerim yarışıyor.
— “Şimdi bu durumu çözmek için ne yapmalıyım?”
— “Belki hemen banka, belki avukat, belki… bir pastaneye gidip tatlı almak.”
Ve işte burada mizah devreye giriyor: İç sesim ciddiyetle tatlı yeme arasında gidip geliyor. Ama bir yandan da fark ediyorum ki bu absürt karışıklık, hayatın gerçekliğini gösteriyor.
Sonuç ve mizahi içsel denge
Bir hafta sonra ihtarname işin resmi kısmına döndü. Belgeler toplandı, birkaç telefon konuşması yapıldı, süreç ilerledi. Ben ise, bu arada hem arkadaş ortamında hem de kendi günlüğümde sayısız espri yaptım.
Noterden ihtarname çekince ne olur? Önce panik, sonra ciddi araştırma, en sonunda ise içsel mizah ve komik anılar. Kendimle dalga geçmek, durumu hafifletiyor ve aynı zamanda çözüme odaklanmamı sağlıyor.
İçtenlikle gülmenin gücü
İzmir’in gün batımında, sokakta yürürken düşündüm: hayat bazen kırmızı mühürlü zarf getirir. Ama önemli olan, hem ciddiyetini kavrayıp hem de kendinle ve çevrenle dalga geçebilmektir. Çünkü her ciddi durum, biraz mizahla birleşince daha yönetilebilir olur.
Ve ben, bu ikili ruh hâliyle yaşarken, hem eğleniyorum hem de öğreniyorum. Hayatın karmaşasında, noterden ihtarname çekince ne olur sorusunu mizahi bir perspektiften deneyimlemek, hem özgün hem de içten bir bakış açısı sunuyor.