Katolik ve Ortodoks Kilisesi Neden Ayrıldı? Bir Yolculuğun Hikayesi
Hayatımda birkaç an var ki, hep içimi derinden etkiler. Kayseri’de büyüdüğüm yıllarda, annemin bana her akşam okuduğu dini hikayeler, bazen uykumdan önce düşündüğüm sorulara yol açar. Bir akşam, gerçekten hatırladığım kadarıyla, annemle birlikte otururken, Katolik ve Ortodoks Kilisesi arasındaki ayrılığı sorgulamaya başlamıştım. Neden farklıydılar? O kadar benzer görünüyordu ki her şey. Aynı Tanrı, aynı İsa, aynı kutsal kitap… Ama yine de yolları farklıydı. Hala hatırlıyorum, anneme sormuştum: “Anne, neden bir zamanlar herkes tek bir kiliseye aitken, şimdi insanlar ikiye ayrıldı?” İşte, bu sorunun cevabı beni derinden etkilemişti.
Bir Küçük Olay ve İçimdeki Huzursuzluk
Bir sabah, Kayseri’nin o sıcağında, içim bir garipti. O gün, sokakta yürürken bir kiliseye rastladım. Bir grup Ortodoks Hristiyan, ayin için kiliseye giriyordu. Onların bakışları, saygılı ve samimiydi, ama bir parça garip bir hüzün vardı gözlerinde. Duyduğum o hissi, yıllar sonra da unutamam. Bir anda, bu iki büyük kilise arasındaki ayrılığın derinliği beni sarhoş etti. O kadar uzun bir süre önce, her şey nasıl değişmişti? Katolikler ve Ortodokslar arasındaki çatlaklar nasıl bu kadar derinleşmişti? Gerçekten bir anlaşmazlık vardı ya da belki, hepimiz o kadar ihtiraslıydık ki, barış bir noktada kaybolmuştu?
Çok kısa bir süre sonra, yazın sıcağında, gölgeye çekilerek düşünmeye başladım. Katolik Kilisesi, Roma’daki egemenliğini sürdürürken, Ortodokslar nasıl olup da Bizans’tan ayrılmıştı? Bu bir isyan mıydı, yoksa sadece birbirine uzaklaşan iki farklı yol muydu? O an hissettiğim şey, tam olarak hayal kırıklığıydı. İçimde beliren boşluk, sadece bir dini meseleye dair değildi, insanlığın bazen niye birbirinden bu kadar uzaklaştığını sorgulayan bir boşluktu.
Ayrılığın Başlangıcı: Bir İhtirasın Ardında
Bir öğleden sonra, eski bir arkadaşım bana geldi. Onunla uzun zaman sonra bir araya gelmiştik, evlilik, çocuklar derken zaman çabucak geçip gitmişti. Konuşmalarımız arasında, Katolik ve Ortodoks Kilisesi’nin ayrılmasından bahsedince, gözlerinde bir merak belirdi. Bana anlatmaya başladığında, olayın sadece bir dini mesele değil, aynı zamanda her iki tarafın da egemenlik ve gücü üzerine kurulu bir çatışma olduğunu fark ettim.
MÖ 1054 yılında gerçekleşen Büyük Schizma, iki kilise arasındaki ayrılığı simgeliyordu. O dönemde, Roma’daki Papalık ile Bizans’taki Patriark arasındaki güç mücadelesi had safhadaydı. Katolikler, Roma’daki papalık makamına dayalı olarak merkezi bir otoriteyi savunurken, Ortodokslar, özellikle Bizans İmparatorluğu’nun egemenliğini savunarak daha merkeziyetsiz bir yapıyı tercih ediyordu. İçimdeki o karışıklık, iki tarafın da birbirine duyduğu öfkeyi ve sabırsızlığı düşündükçe büyüyordu.
O Ana Dönüş: İnsanlık ve Hristiyanlık Arasındaki Denge
Bir hafta sonra, kilise ziyaretimle ilgili hissettiklerim beni peşinden sürüklüyordu. Sadece tarihsel değil, insani bir bakış açısıyla düşündüğümde, ayrılıkların temelinde ne olduğunu daha iyi anladım. Zihnimde canlanan şey, insanların birbirini anlamadığı, birbirinin farklılıklarına tahammül edemediği bir dünya oldu. Bunu ilk kez böyle hissettim. Katolik ve Ortodoks Kilisesi arasındaki ayrılık, aslında sadece dinin, tarihin ve gücün değil; insanların birbirini dinlememesi ve sabırsızlıkla dolmuş bir kalbin ürünüydü.
İçimde bir umut ışığı yandı. Belki de insanların bu kadar birbirine uzak olmasının sebebi, sadece dışsal çatışmalar değil, içsel bir eksiklikti. İnsanlar birbirine açılmadığı sürece, her zaman ayrılacaklardı. Katolikler ve Ortodokslar da aslında aynı Tanrı’ya inanıyorlardı, aynı İsa’nın peşinden gidiyorlardı. Ancak bir noktada, yollarını ayırdılar. Hangi yol daha doğru, hangi yol daha gerçekti? Kendi içimde bu soruları yanıtlamaya çalışırken, gerçeğin o kadar da net olmadığını fark ettim. Her birinin doğru bir yolu vardı, ama insanlar, bazen ne kadar yakın olsalar da, farklılıklarını görmekten korktular.
Hayal Kırıklığı ve Sonraki Adımlar
Bir sonraki hafta, sokakta yürürken kafamda yine bu sorular döne döne çınlıyordu. Katolik ve Ortodoks Kilisesi neden ayrıldı? Gerçekten birbirlerinden bu kadar farklılar mıydı? Belki de hayal kırıklığım, insanın içindeki kibirden ve bencillikten kaynaklanıyordu. Herkes, kendi yolunun en doğru yol olduğuna inanıyordu. O yüzden yolları ayrılmıştı. Belki de bu ayrılığın derinliklerine bakarken, içimizdeki insan olmanın ne kadar kıymetli olduğunu hatırlamalıyız. İnsanlar, bazen sadece birbirlerinin farklılıklarını kabullenmeyecek kadar gururludurlar.
Ama belki de bir gün, insanlar birbirine daha yakın olacak. Belki bir gün, Ortodokslar ve Katolikler, aynı Tanrı’ya inandıkları gerçeğini daha derinden hissedecekler. Ben de o zaman, içimdeki hayal kırıklığının yerini biraz daha umutla doldurabilirim.
Sonuçta, insanların aynı hedefe ulaşma yolundaki ayrılıkları, belki de insan olmanın en zorlayıcı, ama en öğretici yanıdır.