İçeriğe geç

Guaj boya suyla çıkar mı ?

Guaj Boya Suyla Çıkar mı? Bir Yıkımın Ardındaki Umut

Bir Sabahın Başlangıcı

Kayseri’de bir sabah, güneşin sarı ışıkları yavaşça odamın penceresinden süzüldü. Havanın hala soğuk olduğu o erken saatlerde, kahvemi içerken ellerim titriyordu. Her sabah olduğu gibi günlük yazmaya karar vermiştim. İçimde birikmiş olanları, bazen kendim bile tam olarak anlayamadığım duyguları kağıda dökmek, bana huzur veriyordu. Ama o sabah, içimde farklı bir his vardı. Sanki bir şeyler değişiyordu. O kadar hissediyordum ki, bu yazı belki de bir dönüm noktası olacaktı.

Yazıyı yazarken, masamın üstündeki guaj boya kutusunu fark ettim. Her şeyin başlangıcı da aslında o boya kutusuydu. Kimse görmese de, bu küçük detaylar hayatımın bir parçasıydı. Guaj boya, ressamların kullandığı o özel boyalardan biriydi. Ama bu özel kutu, benim için her şeyden öte bir anlam taşıyordu. O gün, içimdeki belirsizliği, kırgınlıkları ve hayal kırıklıklarını geride bırakıp bir şeyleri düzeltmeye çalışacaktım. Ama o guaj boya kutusu, geçmişin silinmesi gereken izlerini hatırlatıyordu.

Boyanın Suya Karıştığı O An

Daha önce hiç başıma gelmemişti. Elimdeki paleti, bir anda sabırsızca suya batırıp boyaları karıştırmaya başladım. Ama sonra… sonrasında, hiçbir şeyin istediğim gibi gitmediğini fark ettim. Guaj boya suyla karışınca, belirli bir noktada renk, suyun içinde erimeye başlıyordu. O kadar belli belirsiz bir şekilde, kararmaya, dağılmaya başlamıştı ki, içimde bir huzursuzluk dalgası yükseldi. Sanki boyadıkça daha da kötüleşiyordu her şey.

Ağlamak istedim. Ama gözlerimden bir damla bile yaş çıkmadı. Sadece o kararmayı izledim, boya suya karışırken… Ne garipti! O kadar güçlüydüm ki, her an her şeyi değiştirebilecek kadar güçlü hissediyordum. Fakat boyanın suyla karışması, elimi her hareket ettirdiğimde biraz daha dağılıyordu. İşte, tam da o anda, gözlerimle gördüğüm o renklerin dağılması, içimdeki hayal kırıklığını doğruluyordu.

Benim gibi birinin bu kadar güçsüz olabilmesi, bu kadar kolay kırılabilmesi garipti. Ne oldu bana? O kadar güvendiğim, bana ait olduğunu düşündüğüm şeyler bile bu kadar kolay dağılabiliyor muydu? Bu sorular, kafamı kurcalarken bir yandan da ellerim boya içinde kayboluyordu. Su ve boya birbirine karıştıkça, içimdeki boşluk biraz daha büyüyordu. Sanki hayatın bir noktada her şeyi silip atması gibi bir şeydi bu. Ama sadece “görüntü”yü kaybetmiştim. İçindekiler, hala oradaydı.

Çözüm: Umut ve Temizlik

Bir süre sonra fark ettim ki, sadece boyanın suyla karışması değil, içimdeki o boşluk da dağılmaya başlıyordu. Boya sıvıya dönüştükçe, her şeyin daha kolay temizlenebileceğini düşündüm. “Ya da belki de temizlenemez” diye geçirdiğim bir an vardı. Çünkü kaybolan izler, geriye sadece bulanık bir duygu bırakıyordu.

Ama belki de insan bir şeyi temizlemek için önce onun dağılmasına izin vermeliydi. Sadece o zaman gerçek anlamda iyileşebilirdi. Şu an kafamda bir cevap aramıyordum. Sadece boyanın suyla karıştığı anı düşünüyordum. O anın içindeki umut var mıydı? Çünkü her şeyin silinmesi, silinmeye değer miydi?

O an, belki de hayatımda değişim yaratacak olan bir farkındalık anıydı. Boya suyla çıkmaz. Bunu biliyordum. Ama belki de bir insan, çıkması gereken her şeyin üzerinden geçtikten sonra, o lekeyi kabullenmeyi öğrenebilirdi. Belki, iyileşmek ve temizlenmek, önce kendini kabul etmekle başlıyordu. Ya da belki de dağılmak… Herkesin bir anı vardır, “dağılma” anı. O an, bir insanın kendiyle yüzleştiği, gözlerini kapatıp içindeki tüm renkleri karıştırdığı andı. Ve bu an, korktuğum kadar kötü değildi. Sadece bir geçişti.

Sonunda Ne Oldu?

İçimdeki hislerin o kadar karışık olduğunu hissettim ki, hala o soruyu sormaktan geri duramıyorum: “Guaj boya suyla çıkar mı?” Sanırım cevabım çok basit oldu: Hayır. Ama belki de o kadar basit olmamalıydı. Çünkü ben, boyanın leke bırakmasını ve suyla dağılmasını izlerken, kendimle de yüzleşiyordum. İçimdeki bütün kırgınlıklar, hayal kırıklıkları, o boya gibi suya karışıyordu. Ama unutmayın, boyalar her zaman çıkar. Yeter ki sabırlı olun ve temizlik için doğru zamanı bekleyin.

Belki de önemli olan, lekenin temizlenip temizlenmemesi değil; ona nasıl baktığınız ve onu nasıl kabul ettiğinizdir. Bu yazının yazılma sebebi de tam olarak buydu. Sonunda, hayatın kendini temizleme süreci ne kadar uzun sürerse sürsün, sonunda her şey yerli yerine oturuyor. Tıpkı guaj boyanın, suyla dağılmasının ardından kendini bulması gibi…

Evet, belki guaj boya suyla çıkmaz. Ama biz, suyla karışan her şeyin izini silmeye çalışırken, büyür ve değişiriz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
betexper güncel giriş